Çeken Bilir

Çeken Bilir
25 Nisan 2020 · 5 dakikalık okuma

Korona günleri başladığından beri, koronanın getirdiği zorluklarla diğer zorlukların paralelliği epey konuşuldu. Kimileri gurbetçiliğe, kimileri lohusalığa, kimileri savaşa benzetti. Ben de bir gurbetçi olarak gurbetçiliğe pek çok açıdan benzediğine katılıyorum ve eminim pek çok gurbetçi de başından beri farketmiştir bunu. Tabi ki koronanın getirdiği ek zorluklar var, tam aynı şey değil, ama epey paralellik de var. Memleketinizde kalan sevdiklerinizle iletişimi teknoloji yardımıyla sürdürmek, her istediğinizde her istediğiniz yemeği bulamamak, kendi kendinize kalıp kendi başınızın çaresine bakmayı öğrenmek, Ramazan’ları, bayramları yalnız ve/veya çalışarak geçirmek vs.

Ama konumuz sadece gurbetçilik değil, genel olarak hayatı hep zor olan insanların durumunu hatırlatmak istiyorum bu yazıda.

Düşününce, şu anki yaşadığımız zorluklarla, daha bir sürü başka zorluğun ortak noktaları bulunabilir. Özgürce gezmeyi, sosyalleşmeyi engelleyebilecek ya da kısıtlayabilecek birçok durum var, kendimizin ya da yakınlarımızın başına gelmediyse unutabildiğimiz… Yürümeyi engelleyen fiziksel bir rahatsızlık, herhangi bir başka engellilik, başka çeşitli hastalıklar, maddi durum yetersizlikleri, küçük çocuk sahibi olmak, sağlık çalışanı olmak (bayramda nöbetçi olmak bizim işimiz), önemli ve büyük bir sınava çalışmak vs vs. Örnekler saymakla bitmez.

Dahası bazı dertler öyle ki, o dertlerin belirli bir bitiş süresi yok, biraz korona gibi. Diyabet, kalp, böbrek hastalığı gibi kronik hastalıklar, kronik ağrı ve kanser gibi örneğin. Ya da benim işim gereği her gün karşılaştığım, ağır ruh hastalıkları olan insanlar ve onların yakınlarının çektikleri… Tabi zorluklar hafiflemese de biz güçlenebiliyoruz, ama yine de zor bunları çekmek. Üstelik şu anda korona kaparlarsa daha kötü etkilenme riskinde olmak gibi ekstra bir zorluk içinde bu insanların çoğu.

Dolayısıyla bazı insanların korona öncesi hayatı, şu anda koronalı hayattan daha kötü, ya da çok az daha iyiydi. Bir de insanın büyük bir derdi varsa, bir dert daha eklenmesi çok büyük bir fark yaratmayabiliyor. Ya da dert çekmeye dirençli hale geldikleri için o kadar etkilemiyor. Ve bu günler geçtiğinde o insanlar o zor hayata kaldıkları yerden devam edecek, ve muhtemelen çoğu insan bir ara hepimizin ne kadar zorluk yaşadığını unutup yine kendi hayatını merkeze koyup, zorluk yaşayanlara empati veya yardım etmeden eski hayatına aynen devam edecek. Ama umuyorum ki en azından bir kısım insan, bu deneyimden gelişmiş olarak çıkacak ve daha iyi bir insana dönüşecek, ve en azından daha empatik olabilecek zorluk yaşayan insanlara karşı… Örneğin daha önce kaygı, obsesif kompulsif bozukluk, depresyon, yalnızlık gibi problemleri çok yaşamamış olan insanların her gün neler çektiğine hepimiz bir süreliğine ve belki daha hafif formda da olsa bir içerden bakmış, bu insanların neler çektiğini görmüş olduk. Bu da umarım ki bu konulardaki stigmayı azaltacak, insanları ruh sağlığı problemleri için yardım almak konusunda daha çok bilinçlendirip cesaretlendirecek diye düşünüyorum.

Şunu da belirtmek isterim, elbette daha önceden zaten zorluk yaşayan insanların hayatını da etkiledi korona, ama bir teselli ödülü olarak, bazı açılardan da şu hissin de geldiğini görebiliyorum bu insanlarda: ‘Eskiden bir tek ben çile çekiyordum, ve kimse beni anlamıyordu, en azından şimdi yalnız değilim’. Bu tabi ki demek değil ki, ‘Oh olsun herkes çeksin’, ancak insan kendi çile çekerken, Erkin Koray’ın çok nadide eseri Fesupanallah’ta dediği gibi,‘Alemin keyfi yerinde yine maşallah’ hissi pek yardımcı olmuyor :) Ve bir derdi beraber yüklenmek gerçekten hafifletiyor. Zira insanlar birbirine daha anlayışlı ve birbirine daha yardımsever olabiliyor ve daimi dert çekenleri biraz da olsa ‘farklı olan’ olmaktan kurtarıyor.

Özellikle günümüzde sosyal medya nedeniyle, genelde çoğu insanın hayatının sadece güzel anlarını paylaşıp zorluklarını kendine saklamalarından ötürü, insan bazen hayatta bir dert çekenin kendisi olduğunu, herkesin hayatının mükemmel olduğunu sanabiliyor. Sosyal medyada herkes tüm sırlarını ifşa etsin demek değil bu tabi, elbetteki insanların sınırları olacak, zorluklarını belki sadece güvendikleri birkaç yakınlarıyla paylaşacaklar. Ancak bu nedenle çoğu insan yalnızca kendisinin ve yakınlarının sorunlarını bildiği için, diğer insanların hayatının mükemmel ya da kendisininkinden daha iyi olduğunu zannetmekten kendini alamıyor. Ancak işiniz doktorluk, psikoterapistlik, psikiyatristlik gibi, insanların en zor sorunlarını dinleme ve çözme üzerine olunca, tam tersi, zorluk dediğimiz şeylerin bazı insanların hayatındaki zorluklara göre devede kulak kaldığını görüp haline şükrediyor.

Dert karşılaştırmayı, yarıştırmayı sevmem. Her dert çekenine zor. Belki bir insan için ağır olan başkasına hafif. Ayrıca çekmeyen bilemez, uzaktan konuşması kolay. Ancak gerçekten bazı hayatlar var ki, insan kendi dertlerinden utanıyor ister istemez.

Bir de korona dönemi ile başka zorluklar arasındaki benzerlikleri fark etmenin faydalarından bahsetmek istiyorum.

Öncelikle, korona öncesi süper hayatı olan insanların belki daha önce şükrünü yapmadıkları hayatı daha iyi takdir etmelerini sağlayabilir, ve umarım ki şu anda veya korona sonrası hayatlarındaki şükrü de artırır.

Ayrıca, insan daha önce yaşadığı ve başta ‘asla kaldıramam’ dediği zorlukları genelde düşündüğünden daha iyi kaldırabiliyor, ve önceden bunu yaptığınızı hatırlamak güç veriyor; ‘Onu atlattıysam bunu da atlatırım’ diyerek. Ben şahsen ne zaman zor bir şey yapacak olsam, eskiden atlattığım bir zorluğu düşünüp kendimi bununla motive ediyorum. Özellikle korona sayesinde her yerde kocaman kocaman bunu duyduk zaten, bilmeyen de öğrendi: Daha önce yaşadığı zorluklar insanları güçlendirip daha büyük zorluklara hazırlayabiliyor.

Ama herkeste aynı şekilde olmuyor bu tabi. Yaşanan zorlukları kasları geliştirmek için spor yapmaya benzetebiliriz. Dozu iyi ayarlandığında güçlendirir, ancak iyi yönetilemezse (yardım almak gerekirken almama, yeterli desteğinin olmaması, baş etme yöntemlerinin iyi kullanılmaması gibi) hasar da bırakabilir. Ve herkes her sporu kaldıramadığı gibi herkes her zorluğu kaldıramaz.

Dolayısıyla, şunu tekrar hatırlayalım, başkasının ne çektiğini tam olarak asla bilemeyiz, ve çoğu insanın düşündüğümüzden çok daha zor bir hayatı olması kuvvetle muhtemel, bu nedenle herkese anlayışlı ve nazik olup birbirimizin hayatını daha da zorlaştırmasak ne iyi olur 💞